| OYUN FAALİYETLERİ OYUN FAALİYETLERİ Yetişkinler her ne kadar zaman zaman itiraz etse de, oyun, çocukların en ciddi işidir. Ergenliğe yaklaşmış bir çocuk da oyuna ihtiyaç duyar. Hatta buluğ çağına ulaşmış gençler bile, kendi seviyelerine uygun oyunlar oynamayı severler. Doğrusu, yetişkinler de oynarlar ama elbette farklı oyuncaklarla Özellikle okulöncesi çocuklar, oyunsuz yaşayamazlar. Onlar için oyuncakların taşıdığı önem, bir mühendis için çizim yaptığı masasının önemine benzer. Durumun ciddiyetini anlatabilmek adına bir örnek daha verelim. Bir cerrah, neşteri olmadan nasıl ki ameliyatı gerçekleştiremez, bir çocuk da oyuncakları elinden alındığında, gelişimini gerçekleştiremez. Siz kendinizce ciddi ve önemli bir çalışma yaparken kimsenin rahatsız etmesini istemezsiniz. Çocuklar da oyunları sırasında aynı duyguyu yaşarlar. Siz nasıl ki çok önemli bir iş görüşmenizin, densiz biri tarafından kesilivermesinden nefret edersiniz, çocuklar da oyunlarının yetişkinler tarafından “pat” diye kesilivermesinden öylece nefret ederler. Bu şuna benzer: Babalar haberleri seyrederken, çocuklar da çizgi film seyrederken sessizlik isterler. Yani her yaş gurubunun saygıyı şiddetle beklediği zamanlar vardır. Çocuklar da oyunlarına ve oynama ihtiyaçlarına saygı beklerler. Oyun sırasında sosyal rollerini olgunlaştırır, oyunla içlerinde birikmiş duyguları dışa vururlar. Bir çocuk gurubunun evcilik oyununu seyrederek, çok rahat, onların her birinin aile yaşantılarıyla ilgili bilgi sahibi olabilirsiniz. Yine aynı şekilde, çocukların her birinin karakteri ve yetenekleri hakkında da isabetli fikirler elde edersiniz. Kısacası, çocukları oyun sırasında iyi gözlemleyen bir eğitimci, onların problemlerine ve mutluluklarına dair, çok fazla ipucu elde edebilir. Bu nedenle, eğitim çalışmalarınız sırasında, çocuklara oynama fırsatı vermeniz ve onları hissettirmeden gözlemeniz, çok önemlidir. Okulöncesi bir çocuğun oyunuyla okul çağı çocuğunun oyunu elbette aynı olmaz. Ama oyunun her iki gurup için faydaları söz konusu olduğunda, aynı şeyleri söylemek mümkündür. Oyun, çocukların sosyal, zihinsel, duygusal, fiziksel yönlerini geliştirmekle kalmaz, dil gelişimlerine de destek olur. Bununla beraber psiko – motor ( hareket) açıdan olgunlaşmalarına da elbette önemli katkı sağlar. İp atlayan, yakalamacılık, saklambaç oynayan bir çocuk, büyük kaslarını sürekli kullanmakta demektir. Beş taş oyunu oynayan başka bir çocuk da küçük kaslarını devreye sokmuştur. Çocukların onca harekete rağmen kolay kolay yorulmamalarındaki önemli sebeplerden biri, zaten sürekli hareket halinde olmaları ve hiç hamlık çekmemeleridir. Biz yetişkinler, beyin çalışmasına daha çok vakit ayırdığımızdan, bedeni kullanmayı gerektiren işlerde çabuk yoruluruz. Kısacası, işlenmeyen kısım, tembelleşir. Tembelleşen kısım gelişemez. Bir süre sonra gelişmemenin yerini, gerileme alır. Madem ki oyun çocukların hayatında bunca önemlidir ve madem ki genelde şikayetçisi olduğumuz “hareketlilik” bunca elzemdir, eğitim programımız içinde oyuna yer vermemek, akıllıca bir davranış olmaz. Bazı velilerin, “biz çocuğu buraya oynasın diye mi gönderdik?” dediğine şahit olmuşsunuzdur. Halbuki hiçbir çocuk, saatlerce üst üste ders yapamaz ve aralarda oynamak, oyunla nefes almak, her çocuğun temel ihtiyacıdır. Bu ihtiyacı velilere uygun bir dille anlatmak gerekir. Bunun da ötesinde, oyunla kazanılan öyle alışkanlıklar ve olgunluklar vardır ki, küçümsenemez. Mesela, yenmeyi ve yenilmeyi, her çocuk, ilkin oyunla öğrenir. Sıra beklemek, bir lidere tabi olmak, kurallara uymak; kendisi kaybetse bile, kazanan için sevinmek ve kendisi kazansa bile, kaybeden için buruklaşmak gibi erdemleri, oyunlar vesilesiyle kazanır. Bir çocuk, birinci olmayı oyun içinde hazmedememiş ve bir oyunda birinci olduğu için hep burnu havalarda gezmiş de, biri tarafından iyi bir eğitimle bu hali düzeltilmemişse, yetişkin bir insan olduğunda da muhtemelen, aynı itici tavrı sergileyecektir. Böyle bir insan, başarılı ama aynı zamanda, çevresi tarafından sevilmeyen, kibirli bir kişilik geliştirmiş olur. Tüm bu gerçekler göz önüne alındığında, oyunun bizzat bir eğitim faaliyeti olduğu, açıkça ortaya çıkar. Şimdi, ne gibi alternatif oyun çalışmaları yapılabilir, bir bakalım: Masa üstü oyunları Bir masa üzerinde oynanabilecek tarzda oyunlardır. Yap – boz, satranç, dama, üç taş, takva yarışı gibi… Geometrik şekillerin farklı biçimlerde bir araya getirilmesi ile oynanan, tangram adlı oyun da, masa üstü oyunlardandır. Tangramın değişik bir versiyonunu, siz de öğrencilerinizle yapabilirsiniz. Aşağıda, okulöncesi bir gurup öğrencinin, bu oyuncağı üretirken ve aynı oyuncakla oynarken çekilmiş fotoğraflarını bulacaksınız. :) ![]() Kendi yaptığınız oyuncağı, kaç günde eskitip çöpe atarsınız? Bu da soru mu canım, o kadar emek verdiniz, elbette kıymetini sonuna kadar bilirsiniz. Çocuklar da sizin gibi. Onlara, oynayacakları oyuncağı almayı değil, yapmayı öğretin lütfen. Bu da oyunun, ekstra faydalarından biri olsun. Kurallı oyunlar Her oyunun bir kuralı vardır zaten. Bizim burada bahsedeceğimiz oyunlar, saklambaç, aç kapıyı bezirganbaşı, ebecilik, çinçan, sandalye kapmaca, istop gibi, bedenin çalıştırılmasına yönelik oyunlar. Bu oyunlarla çocuklar hem deşarj olma fırsatı bulur, hem de kurallara uymayı öğrenirler. İtiraz etmeye alışmış, mızmız ve uyumsuz çocuklar, bir eğitimci rehberliğinde bu oyunları oynamakla, kişiliğini kuşatmış o hastalıklı tavırlardan kurtulma imkanına kavuşur. Aşağıdaki resimlerden ilkinde çocukları, ayna oyunu oynarken görüyorsunuz. Burada kural, bilgisayar ekranında hareket etmekte olan robotun her yaptığını yapmaktır. Sanki robot bir aynaya bakıyormuş gibi… İkinci resimde ise çocukları, sucu oyununu oynarken görüyorsunuz. Çocuk, belli sınırlar arasını, bardaktaki suyu hiç damlatmadan yürümek zorundadır. Hangi çocuk bu konuda en başarılı olursa, günün sucusu seçilir ve o gün, susayanlara su verme hizmeti, ona ait olur. Bu şekilde çocuklara, hizmetin bir külfet değil, bir rahmet ve nimet olduğu mesajını da birebir vermiş olursunuz. Ödülü “su dağıtma görevini kazanmak” olan bir oyun, elbette öğrencilerinizin bakış açısını değiştirecektir. ![]() Yarışmalar Dersler sırasında verilmiş olan bilgileri pekiştirmenin, rekabet duygusunu yaşatmanın, mücadeledeki hazzı tattırmanın en güzel yolu yarışmalardır. Yarışmaları çeşitli konularda düzenleyebilirsiniz. Bunlar, hadis, esmâ - ül Hüsna, 32 farz ezber yarışmaları ve bilgi yarışmaları olabileceği gibi, en güzel şiir, aşır ya da salavat okuma, en iyi yemek yapma, en iyi koşma yarışmaları olarak da düşünülebilir. Yarışmada asıl olan, sınırlı bir süre içinde, bir işi başarmaktır. Yarışmalar, sınıftaki öğrencilerinizle kendi aranızda olabileceği gibi, seyirci olaralk velilerin katılımıyla da gerçekleşebilir. Yakın civardaki başka öğrenci guruplarıyla yarışacağınız organizasyonlar da çalışmanıza ayrı bir heyecan katar. Katılan her öğrencinin, küçük bir katılım ödülü alması gerekir. Çünkü bir faaliyete katılmak, cesaret gerektirir. Ardından, yarışmada derece alanlara, aldıkları dereceye göre artan miktarlarda ödüller, yine herkesin huzurunda takdim edilmelidir. Aşağıda, bir bilgi yarışması sırasında tutulan çetele kağıdını görüyorsunuz. Çocukların ismi, bir kağıda yazılır. Her doğru cevabı için, çocuğun isminin yazılı olduğu sütuna bir şeker konur. Yarışma sonunda en fazla şekeri biriken çocuk, günün birincisi olur. Ardından, şekerler sahiplerine verilmeden önce, her çocuğun kaç şekerinin biriktiği, yine aynı sütuna yazılır. Sene sonunda, her çocuğun kendi sütununda biriken puanının ortalaması, karnesine, bilgi notu olarak geçirilir. ![]() Bilgisayar oyunları Teknolojinin böylesine cazip bir unsur olduğu günümüzde, eğitim faaliyetleriniz için bilgisayarı kullanmamanız, eksikliktir. Eğer imkanınız varsa, bilgisayarı mutlaka çalışmalarınızda bir araç olarak kullanın. Resim çalışmalarında olduğu gibi, oyun faaliyetleri sırasında da, bu teknoloji harikasını öğrencilerinizin hizmetine sunun. Zira bu hem öğrencilerinizi çekici bir unsur olacak, hem de zekice hazırlanmış oyunlar oynarken öğrencileriniz, zihinlerini geliştirme fırsatı bulacaklar. Sadece hazır oyunlarla sınırlı kalmaz, mesela, “Bilgisayarda hızlı yazı yazmaca” adlı yeni bir oyun üretir, her bir öğrencinize zaman zaman belli bir metni ( ki bu işlediğiniz konuyla ilgili olabilir) belli bir süre içinde yazabilme deneyimi yaşatırsanız, ne de iyi olur. Zekanızı kullanarak, benzer nice yeni oyun çıkarabilirsiniz. Her yaş gurubunda ilgiyle karşılanan bilgisayar oyunları, yukarıda saydığımız faydaların hemen hemen tamamını içerir. Her bir öğrencinin sırayla oynamasını sağlayın ve sonuçları kaydedin. Günün birinci, ikinci ve üçüncülerine ödül verin. Yıl sonunda, çalışmanız boyunca kaydettiğiniz tüm sonuçları toplu olarak değerlendirin ve nasıl ki diğer dersleri karneye alıyor ve birer notla öğrencinin her dersteki başarısını ayrı ayrı ifade ediyorsunuz, bilgisayar oyunları için de aynısını yapın. ![]() Serbest zaman Serbest bırakmaktaki amaç nedir, hemen bunu açıklayalım: Çocuklar, belli kurallar dahilinde oyunlar oynar ya da ders işlerken, ister istemez kurallara uygun hareket etmek için kendilerini zorlarlar. Zira kurallara uymamanın bedeli, oyunu kaybetmek ya da dersi anlamamaktır. Serbest zamanda fark şudur: Öğrencilerinizi bir ortamda, kendi otokontrol güçleriyle baş başa bırakırsınız. Otokontrol, bir insanın, başka hiçbir kuvvet olmaksızın, kendi kendini kontrol edebilme becerisini ifade eder. Serbest zamanda öğrenciler, oyunlarını kendileri kurar ve oynarlar, sohbet konularını ve usullerini kendileri belirlerler ya da o vakti bomboş geçirirler. Tüm eğitim ortamı yine hizmetlerindedir ama bu sefer tercih onlarındır. Siz bu sırada, sizin denetiminiz olmadan, her öğrencinin kendini ne kadar frenleyebildiğini, savunabildiğini, topluluk içinde ne kadar ve ne şekilde rol alabildiğini gözlemlersiniz. Kısaca, gerekmedikçe müdahale etmediğiniz, fakat murakabe, yani kontrol ettiğiniz bir faaliyetten bahsediyoruz. Bu faaliyet, her yaş gurubunda uygulanması gereken bir oyun çalışmasıdır. Zira, onları serbest bırakmış gibi görünürken bir yandan gözlüyor olmakla, aslında siz, öğrenciler hiç fark etmeden, bir oyun oynuyorsunuz demektir. :) ![]() ![]() NEDEN OYUN FAALİYETLERİ YAPMAMIZ GEREKİR? ÇÜNKÜ: -Oyun çocuğun işidir ve onunla öğrenir. -Özellikle küçük yaştaki öğrenciler, sosyal rollerini en güzel şekilde oyunla pekiştirirler. -Bastırılmış nice duygu, oyunla gün yüzüne çıkar. -Oyun, çocuklar için kendini ifade etmenin, rahatlamanın ve eğitimin bir diğer adı gibidir. -Hareketli bir faaliyet olduğundan, çalışmayı monotonluktan kurtaran ve canlandıran bir gücü vardır. -Programınızda oyun faaliyetlerinin bulunduğunu bilen çocuklar, çalışmanıza daha büyük bir istekle gelirler. -Teknolojiyi de kullanarak oynayacağınız oyunlarla, programınızın çekiciliği iyice artar. -En doğal çocuk, oyun oynayan çocuktur. Çocuğu ve ailesini en iyi, oynadığı oyunları gözlemleyerek tanırsınız. -Eğer varsa, öğrencinizin sorunlarını da en iyi bu yolla teşhis ve tedavi edersiniz. -Kurallara uyma, galibiyeti ve mağlubiyeti hazmetme, kazanan için sevinme, kaybeden için hüzünlenme, sırasını bekleme, hakkını savunma, bir başkasının hakkını teslim etme gibi erdemler, en rahat oyunlarla kazanılır. -Oyun faaliyetlerine mutlaka yer verilmelidir çünkü, oyun çocukların vazgeçilmezidir. ..
| ||
[ NELER YAPABİLİRİZ? sayfasına geri dön. |
Çocuk Eğitimi Ana Sayfasına Geri Dön. | ] |









