| FEN VE TABİAT ÇALIŞMALARI FEN VE TABİAT ÇALIŞMALARI Öğrencilerimizin çevrelerine, kainata ve kendileri dışındaki tüm diğer varlıklara duydukları ilgiyi, programlı bir şekilde geliştirmenin ve yönlendirmenin bir yolu fen ve tabiat çalışmalarıdır. Eğitimde en önemli unsur, bir bilgiyi yaşatmaktır. Görerek ve deneyerek öğrenme fırsatını çocuklara, bu faaliyetler sırasında en yoğun şekilde sunmuş oluruz. Bir günlük eğitim programında, 4 – 6 ve 7 – 9 yaş guruplarında en az 10 – 15; büyük yaş guruplarında ise en az 20 dakikamızı ayırmamız gereken bu faaliyetler, çocukların ufkunu genişletmede son derece etkili bir rol oynayacaktır. Madem bu kadar önemlidir, o halde hemen detaylara bir bakalım ve fen ve tabiat çalışmaları derken, nelerden bahsettiğimizi anlayalım: Deneyler Her birinizin, okul yıllarından aşinası olduğu deneyler, tartışmasız, faydalı eğitim faaliyetleridir. Uygulama ve gözlem, deneyde esastır. Bir iddianın kanıtlanması, bir unsurun varlığının gösterilmesi, bir doğrunun en etkili açıklaması, çoğu zaman deneyle mümkündür. Fasülyenin yeşermesini, suyun buharlaşmasını, mıknatısın tutucu ve itici olabilmesini, havasız kalan ortamda mumun sönmesini, buzun oluşmasını, tuzun erimesini, suyun kaldırmasını… ve daha nice hadisenin nasılını, deneylerle kolayca anlatırız. Tüm bu hadiseler içinde Allah’ın varlığını ve kudretini vurgulamak, elbette, “Allah birdir, yücedir” gibi bir sözü, sadece sözle, ikide bir tekrarlamaktan elbette çok daha etkilidir. Bazı deneyler birkaç dakikada, bazı deneyler ise birkaç günde sonuç verir. Özellikle küçük yaş guruplarında, kısa süreli deneyleri tercih etmek daha iyi olur. Genç yaşlara gelindikçe, sonucu günler sonra alınabilecek, sabır ve takip isteyen deneylere geçebilirsiniz. ![]() Gezi Gözlem Eğitim faaliyetlerinin, sürekli sınıf içinde ve monoton bir havada geçmesi, kesinlikle iticidir. Rutinin dışına çıkarak, zaman zaman geziler düzenlemek ve bu vesileyle öğrencilerin farklı mekan ve varlıkları gözleyebilmesine fırsat vermek gerekir. Geziler o hafta işlenmekte olan konuyla direkt ilgili olabileceği gibi, konu dışında bir amaca da hizmet edebilir. Mesela, temizlik konusunu işlediğiniz bir hafta, çocuklarla beraber bir yakın çevre gezisine çıkıp, birlikte çevre temizliği yapabilirsiniz. Her birinin elinde bir çöp poşetiyle belediye hizmeti vermesi, hem çevredeki insanlarda tatlı bir etki uyandıracak, hem de çocuklara, çevremizden sorumlu olduğumuz bilincini, “yaşayarak kazanma” imkanı verecektir. “Müslüman, geçtiği yerde pislik bırakmayandır” hadisini de o hafta içinde öğretirseniz, bu gezi çalışmasının sebebi daha da iyi kavranmış olacaktır. Gezmek, amaçsız dolaşmak değildir. Yapacağınız her gezinin, “bir şuuru kazandırmak” amaçlı olmasına dikkat ederseniz, hem kendiniz, hem de öğrencileriniz için hayırlı bir iş yapmış olursunuz. Pikniklerde de aynı gayeye hizmet etmek gerekir. Açık havada oturup yemek yemek, bir ormanda gezmek, top oynamak, elbette insanı dinlendiren aktivitelerdir. Fakat insan, kullandığı bir mekanı bırakıp giderken, ardına da bakmalı ve temiz bırakması gerektiğini, kimseler uyarmadan kendi kendine düşünebilmelidir. Öğrencilerinize bu bilinci, piknikler vesilesiyle aşılamazsanız, vebal altında kalmış olursunuz. Müzeler, camiler, tarihi yapılar ve mekanlar gezilirken, her eğitimci, öğrencilerine tarih şuurunu vermeye, tarihi gerçekleri aktarmaya özen göstermelidir. Böylece geziler, hiç sıkılmadan tarih dersi yapmanın da tatlı bir yolu olmuş olur. Allah dostlarının, tarihte önemli hizmetlerle adı meşhur olmuş değerli şahsiyetlerin, vefat etmiş kıymetli yazar ve şairlerin kabirleri de, ziyaret için düşünülebilecek güzel yerlerdir. Sadece bu kadar mı? Hayır :) Elbette yaşamakta ve kendi alanında üstün gayret ve hizmetler vermekte olan büyüklerin ziyaret edilmesi de, geziler kapsamında düşünülebilecek faaliyetlerdir. Bir de, işlediğiniz konuya paralel olmasına dikkat ederek, mesela bir postane, karakol, hastane, kütüphane ya da yayınevi ziyaret edebilir, oradaki çalışanlardan, yaptıkları işin zorlukları, önemi ve o yer hakkında bilgiler alabilirsiniz. Genellikle uzun bir vakti gerektirdiğinden, gezi çalışması yaptığınız gün içinde, büyük ihtimalle programın diğer kısımlarını bir başka çalışmaya ertelemek zorunda kalacaksınız. Ama gezi ve gözlem, o kadar faydalı ve motive edici bir aktivite ki, buna değecek. :) Bir sonbahar mevsiminde, yakınınızdaki bir botanik parkını gezmeye giderek, sararmış yaprakların üzerinde yürümek, onların hışırtısını dinlemek, o sarı yapraklara bakarak yaşlılığı tefekkür etmek, yüzünüze değecek serin rüzgarı hissederken, bir yandan mevsimlerdeki değişimi ve bunun sebeplerini konuşmak, hatta biraz üşümek, belki çiseleyen sonbahar yağmurunu elinizle yakalamaya çalışmak, ardından sınıfa dönüp, birer bardak sıcacık ıhlamur içmek, kimi motive etmez ki, değil mi ama… Hele hele bu geziler sırasında, ilgi duyan öğrencilerinizin, gezilen yerdeki detayların fotoğrafını çekmelerine de sebep olursanız, aşağıda bahsedilecek olan albüm çalışmalarınızın fotoğrafları da orijinal olacak demektir. :) Son olarak şunu da hatırlatmak gerek: Gezi programınızı mutlaka yapmalı, gideceğiniz yerden, eğer gerekiyorsa, önceden randevu almalısınız. Öğrencilerinize o yer hakkında bir ön bilgi vermeniz ve sorularla gitmelerini sağlamanız da önemlidir. Hadi yolunuz açık olsun. :) ![]() Albüm Çalışmaları Bir başka alternatif çalışma, albümler hazırlamaktır. Öğrencilerinizi her zaman gezdiremeyebilir ya da sadece yakın yerlerle sınırlı gezi çalışmaları yapmak zorunda kalabilirsiniz. Peki uzak yerlerle ilgili bilgiler vermek, onları dünyanın değişik yerlerine de götürmek, albüm çalışmaları yapmakla mümkün olmaz mı? Tabi ya! Düşünün şimdi: Avustralya fotoğrafları albümü…. Kuzey kutbu albümü… Afrika albümü… Mekke ve Medine albümü… Bunun yanı sıra, deniz altı, gökyüzü, ormanlar, çiçekler, tehlikeler, folklorik kıyafetler, insan yüzleri…. Ve benzeri nice farklı konularda albümler hazırlamanız da çok güzel olur. Hazırlıklar sırasında, öğrencilerinizin de görev alması, çalışmanın faydasını artırır. Zira, aldığı her sorumluluk, kişiyi olgunlaştıran bir güç taşır. Her albümde en az yirmi fotoğraf bulunmasına özen gösterin. Bir konuyla ilgili ne kadar çeşitli resim toparlarsanız, albümünüz o kadar faydalı olur. Hatta her öğrencinizin, şimdiki yaşına kadarki resimlerinden oluşan, kişisel bir albüm hazırlamasını da isteyebilirsiniz. Böylece, vücutlarında ve görünümlerinde maydana gelen değişimi daha açık görmek ve bu değişimin nasıl gerçekleştiğini düşünmek durumunda kalırlar. Albüm çalışmalarını, Allah’ın kudretini göstermek, O’nun yarattığı varlıkların ne kadar da çeşitli olduğunu anlatmak, tekrar tekrar şükretmek ve öğrencilerini şükür gibi güzel bir davranışa sevk etmek isteyen her eğitimcinin yapması gerekir. ![]() Koleksiyon Çalışmaları Küçük bir çocukken peçete, taş ve kart koleksiyonu yapardım. Bunun birkaç faydası vardı: Öncelikle, başkalarının herhangi bir eşya ya da taş diye adlandırdığını ben, koleksiyonumun özel ve güzel bir parçası olarak görürdüm. Her bir parçada mevcut renk ve desen detaylarına dikkat eder, bir maddeye değer vermeyi yaşar, sonra zaman zaman biriktirdiklerimi arkadaşlarımla paylaşırdım. Aynı adı taşıyan ne kadar da farklı malzeme olduğunu, bu şekilde keşfetmiştim. Örencilerinizin de bu keşifleri yapmasına yardımcı olun lütfen. Örnekleri çoğaltarak, sizlere koleksiyon çeşitleriyle ilgili birkaç fikir vereyim hemen: Düğme, pul, deniz kabukları, yaprak, tespih, ip parçacıkları, kumaş desenleri, bitmiş kalem koleksiyonları… Daha daha? Dahasını öğrencilerinizle beraber düşüneceğinizden şüphem yok. :) Tüm bu koleksiyonlar, bir sergi ile başkalarının istifadesine sunulabilir. Şunu da belirtmek gerekir ki, koleksiyon yapmak adına, kelebeklerin, sineklerin öldürülmesi, elbette vahşilikten bir cüzdür. O halde, bu tip çalışmalar yapmak isteyebilecek öğrencileri, sebeplerini güzelce anlatarak, vazgeçirmek gerekir. Israrla sinek ve kelebek çeşitlerini görmek istediklerini söylerlerse, onları bu canlıların fotoğraflarını çekmeye ya da çekilmiş çeşitli fotoğrafları bir araya getirerek albüm hazırlamaya sevk edebilirsiniz. Kavram Çalışmaları Kavram çalışmaları, seviyeye uygun yapıldığı taktirde, her yaş gurubu için, yeni bilgiler kazanmaya ve daha bilinçli yaşamaya bir vesiledir. Zaman zaman oyun ya da deney, bazen de sohbet havası içinde gerçekleştirilebilir. Kağıt üzerinde kavram çalışması yapmak da mümkündür. “Bu çalışmalar sırasında, ne gibi kavramlara yer verebiliriz?” diye sorma ihtimalinizi düşünerek, alternatif kavramlardan bahsedelim: . Sayı kavramı: Küçük yaşlarda, birden ona kadarki sayıları sayma, yazma ve tanıma; toplama, çıkarma gibi basit matematiksel işlemler yapma şeklinde düşünebileceğimiz bu çalışma, yaş büyüdükçe karmaşıklaşan bir hale bürünür. İkişerli, beşerli, onarlı, sayma, sayıların sonsuz olduğunu öğrenme, çift, tek kavramı gibi… . Renk kavramı: Küçük yaşlarda, ana renkleri tanıma; daha ileriki aşamada, ana renklerden ara renklerin oluşumunu kavrama; daha da ötesinde, renklerin açık – koyu tonlarını, ne gibi duyguları ifade ettiğini, renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini ve renklerin yaratılışındaki hikmetleri düşünme gibi, nice başka çalışmaya dönüştürülebilir. Aşağıda, renk kavramını öğrenmekte olan çocukları, konuyla ilgili bir deney sırasında görüyorsunuz: ![]() . Şekil kavramı: Bu çalışmanın, özellikle okulöncesi guruplarda yapılması gerekir. Kare, daire, dikdörtgen, üçgen, elips, beşgen, altıgen, yamuk…gibi bir çok şekli çocuklara tanıtmakla, öğrencilerimizin düşünce ve ifade ufkunu genişletmiş oluruz. Arı peteğinin, güneşin ve çevresindeki tim diğer yapılara ilişkin düşünmesini sağlar, kainatın ve içindeki her varlığın, bir düzen içinde yaratıldığını ve yaşatıldığını fark etmesini sağlamış oluruz. Şekil kavramını geliştirici oyunlarla da, şekillerden şekil üretme becerisini geliştirmesine yardım ederiz. ![]() . Zıt kavramı: Az – çok, uzun – kısa, büyük – küçük gibi boyut ifade eden kavramlar; içinde – dışında, altında – üstünde, uzak - yakın gibi konum öğreten kavramlar; faydalı – zararlı, iyi – kötü, doğru – yanlış gibi sosyal kavramlar; haram – helal, günah – sevap, mahrem – namahrem, cennet – cehennem gibi dini kavramlar, zıt kavram başlığı altında düşünülebilir. Aşağıda şişeleri, içindeki sulara göre sıraya dizmeye çalışan ve en sonunda bunu başaran bir çocuğun resmini görüyorsunuz: ![]() . Sosyal kavramlar: Toplum içindeki ilişkilerimizde, her zaman gündemimizde bulunması gereken, sevgi, saygı, edep, görgü, hürmet, cömertlik, fedakarlık, özgüven, çalışkanlık, paylaşım gibi nice kavram bu başlık altında anlatılabilir. . Dini kavramlar: Öğrencilerimizin, inançlarının temellerine ilişkin kavramları tanımasına ve hayatları içinde aktif hale getirmesine destek olmak da sorumluluğumuzdur. Farz, vacip, sünnet, mekruh, helal, azap, ecir, avam, havas, ibadet, kulluk, resul, hak, tesettür, iffet, mahremiyet, sıla-i rahim, hicret gibi çok önemli kavramlar, çocuklarımızın ve gençlerimizin kesinlikle farkında olması gereken hususlardır. Gençlerin suça meylindeki en önemli sebep, ne yazık ki bilinçsiz olmalarıdır. Aşağıda, “namaz dinin direğidir” hadisinin, okulöncesi bir guruba nasıl anlatıldığını görüyorsunuz. Burada mesaj şu: Direk yıkılırsa, bina da yıkılır. Namaz, bu direkler gibi önemlidir işte… ![]() Bunların yanı sıra, öğrencilerinizin ilgi durumlarına ve yaş seviyelerine göre, sanatsal, teknolojik, edebi, tıbbi ya da psikolojik bazı kavram çalışmaları da yapabilirsiniz. Tefekkür Çalışmaları Tefekkür, yani hikmeti düşünmek, en özel ve güzel ibadetlerden biridir. Küçük yaşlarda tefekkür alışkanlığı kazanmış bir insanın, bu hususta akranlarına kıyasla çok daha kazançlı olması beklenir. Zira tefekür, sınırsız, zahmetsiz, masrafsız bir ibadettir. Akıl yürütmek ve aklıyla gerçeğe ulaşmak, insana has bir nimettir. Okulöncesi dönemlerde başlamak üzere, tüm öğrencilerimize tefekkür antramanları yaptırmamız, son derece yararlı olacaktır. Bazen bir ses, bazen bir fotoğraf, bazen bir olay, bazen de bir haber, tefekkür vesilesi olabilir. Mesela, okulöncesi yaşta bir öğrenciye, nefes nimetini düşündürmek için, sadece biraz nefesini tutmasını söyleyebilirsiniz. Ardından hemen, beyin çalışmaya başlamalı ve siz de iyi bir rehber olmalısınız. Her nefesin kadrini, düşünmeyen ne bilir? Ve kadrini bilmeyen için, nefese şükretmek gibi bir davranış nasip olur mu? Şükredense, elbet o nimeti verene yaklaşır. Bir kar tanesi, bir saç teli, bir tırnak, bir küş tüyü…. Saymakla bitmez ki tefekkür edilmeye layık nimetlerin sayısı… Kendi vücudundakilerden başlamak üzere düşünse insan, ömrü boyunca ayrılamaz tefekkür ibadetinden. Konuşma nimetini, duyma nimetini, bacaklarımızı, kollarımızı, kalbimizi, beynimizi, dedim ya sonu yok gibidir, daha nicesini, tefekkür için malzeme olarak kullanabiliriz. Hayvanların, bitkilerin yaşantılarını, toprağın, taşın, suyun, havanın ve ateşin fonksiyonunu tefekkür de mümkün. Bir savaş ülkesinde, elinde bir somun ekmekle fotoğrafı çekilmiş olan çocuk, ,işte bir başka tefekkür konusu… Doğrusu tefekkü çalışmasını, her çalışmanız sırasında da yapabilirsiniz. Resim yaparken boyaları ortak kullanmak, yemek yerken tabakta kırıntı bırakmamak ve israf etmemek, çok üzüntülü anlarımızda, sonucun hayırlı olacağını düşünerek ümitlenmek, hep tefekkür çalışmasının bir meyvesidir. Ve aslında, üç yaşındaki çocuk bile, çevresindeki nesnelerin isimleri öğrenmek için, ikide bir mu ni? ( bu ne? ) diye sorarken, tefekkürün ilk basamaklarını çıkıyor demektir. İnsanın yapısında var olan bu fıtri gücü, yani tefekkür kabiliyetini, en verimli şekilde kullanmak, akıllı ve imanlı eğitimcilerin en önemli sorumluluklarından biri olmalıdır. Bu uygulamayı gerçekleştirirken, her bir öğrencinizin fikrini beyan etmesine özelikle zem,in hazırlayın. Zira düşünmek güzeldir ama, düşündüğünü ifade edebilmek ve düşüncesinden başkalarının istifade etmesine sebep olmak, daha da güzeldir. Zaten ancak, ifade edilen fikri duyabilir ve tartışmaya açabilirsiniz. Tefekkür neticesinde en isabetli sonuca ulaşabilmenin yolu, her öğrencinizin düşüncesini dinlemeniz ve beraberce değerlendirmenizdir. Bu değerlendirmeleri yaparken, “bence” lerden değil, sağlam kaynaklardan güç almalısınız. “Bence şöyledir” demeyi alışkanlık haline getirenler, yanılmaya en açık kişilerdir. Şu resimdeki kedicik de mi düşünüyor ne? :) ![]() Toplu Film Seyirleri (belgeseller/çizgi filmler/filmler) Öğrencilerimizin bunalmadan ve kalıcı bir şekilde öğrenmesine vesile olmak, en önemli amaçlarımızdan biriyse, fen ve tabiat çalışmaları bünyesinde, zaman zaman beraberce film de seyretmeliyiz. Seyredilecek filmler, işlenmekte olan konuyla ilgili olursa, verilmek istenen mesaj kuvvetlenir. Küçük yaşlarda çizgi filmlerden, daha büyük yaşlarda ise film ve belgesellerden faydalanabilirsiniz. Seçeceğiniz filmlerin içeriğine dikkat etmeniz, öncesinde mutlaka seyretmiş olmanız, çok önemlidir. Uygulama sırasında dikkat edeceğiniz en önemli husus, bir filmi bir defada değil, birkaç defada seyredip bitirmektir. Bu, radyolarda yayınlanan “arkası yarın” tarzı bir uygulamadır. Mesela, atmış dakikalık bir filmi, yirmi dakikalık üç; ya da on beş dakikalık dört seans şeklinde seyredin. Özellikle okulöncesi gurupta bu uygulama çok daha önemlidir, çünkü bu yaş gurubundaki çocukların dikkat süreleri oldukça kısadır. Seyredilen kısımla ilgili, seyir sonunda tartışabilir, fikir alış - verişi yapabilirsiniz. Araştırmalar Bu çalışma daha çok, okuma yazma öğrenmiş büyük yaş guruplarında uygulanabilir. Çocukların merak etiği konular öncelikli olmak üzere, farklı konularla ilgili araştırma yapmalarını istersiniz. Her öğrenci kendi konusunu araştırabileceği gibi, tüm öğrencilere tek bir konu da verilebilir. Ya da, sınıf birkaç guruba bölünüp, her bir gurup bir konu üzerine yoğunlaşabilir. Araştırmada esas olan, öğrencinin mesai harcayarak veri toplaması, çeşitli kaynaklardan ( kitaplar, istatistikler, canlı kişiler…v.b.) faydalanarak, konusuyla ilgili bir dosya hazırlamasıdır. Bu dosya, sadece yazılı metinlerden oluşabileceği gibi, fotoğraflar da içerebilir. Araştırma çalışmasında varmak istediğimiz ideal durum, araştırmayı yapan öğrenci ya da gurubun, dosyasındaki bilgileri, topluluk önünde sunabilecek seviyede hazırlanmış olarak gelmesidir. Zira, sadece kağıtlarda kalmış bir bilgi, öğrenilmiş sayılamaz. Fikir olması için hemen birkaç konu adı yazalım: Beynin fonksiyonları, güneşin kışın, yaz mevsimindeki gibi ısıtmayışının sebepleri, kimsesiz çocuklar, parmak izindeki sırlar, …….. kişinin hayatı, …….kitabın içeriği, klimanın insan üzerindeki etkileri, robotlar….v.s. Bitki Yetiştirme Her yaş gurubunda uygulanabilecek, tadına doyulmaz bir çalışmadır bu. Eğer küçük de olsa bir bahçeniz varsa, çok nasiplisiniz. Çünkü o zaman, öğrencilerinizle beraber çalışabileceğiniz toprağınız var demektir. Bir sebze bahçesi kurabilir ve çocukların sorumluluk aldığı güzel bir çalışma başlatabilirsiniz. Bu bahçede, soğan, sarımsak, kıvırcık, maydanoz, lahana gibi sebzeler yetiştirebilirsiniz. Böyle bir bahçeye, meyve fideleri ekmeniz de mümkün. Ama bir bahçeniz yoksa, sakın bitki yetiştirme gibi faydalı bir faaliyeti çocuklardan esirgemeyin. Aynı işi, saksılar içinde de yapabilirsiniz. Çiçekli çiçeksiz saksı bitkilerinin yetişmesini seyretmek, size de iyi gelecek. Bir çalışmamızda, saksıdaki toprağa ektiğimiz soğanları çocuklarla beraber sulamış ve günlerce, büyümelerini izlemiştik. Soğanlar yetişince, her çocuk için bir küçük soğan paketi hazırlayıp, evlerine, aileleriyle beraber yesinler diye göndermiştik. Yetiştirdiğiniz sebzeleri, gurup çalışmasının ikram saatinde, ekmek arasında ya da salata içerisinde yemeniz de güzel olur. Bitki yetiştirme çalışmasında kazandırmak istediğimiz ilk özellik, mesuliyet alabilen, sorumlulukların yerine getirebilen kişi olma özelliğidir. Beş yaşındaki bir çocuk rahatça bahçe ya da saksı sulayabilir. Okulöncesi guruptaki öğrencileriniz bile bahçe çapalayabilir ya da bir çiçeğin sararan yapraklarını ayıklayabilir. O halde, daha büyük yaşlardaki öğrencilerle çok daha özel çalışmalar yapabilirsiniz. Dikili bir tek ağacı bile olmayan o kadar insan var ki. Siz, öğrencilerinizin her birine, en az bir fidan dikmeleri için öncülük etmelisiniz. Kıyametin kopacağınız da bilsen, elindeki hurma çekirdeğini toprağa ek, tavsiyesinde bulunan bir peygamberin ümmeti, nasıl bu hususlarda duyarsız olabilir? Sünneti yaşamak, sadece oturarak su içmekten ibaret değildir. Bir fidan dikmekle, aynı zamanda sünnetten bir davranışı yaşamış oluruz. Nereye fidan ekeyim, bir karış toprağım mı var ki, diyorsanız, hemen şunu sorarım: Sizin yoksa, bir tanıdığınızın da mı bahçesi yok? Sizin yoksa, bir cami ya da okul bahçesine de mi dikemezsiniz? Bir imama, bir okul müdürüne, bir tanıdığınıza “bahçenize fidan dikmek istiyorum” dediniz de, izin mi vermediler? Kendini çevrenin yeşillenmesine adamış bir vakfa yer sordunuz da, onlar da mı yardımcı olmadılar? Hayrı geciktirmenin, bahanesi olamaz… ![]() Toprağa dokunmanın, basmanın, toprakla meşgul olmanın fiziksel ve psikolojik faydaları ise zaten tartışılmaz. Vücuttaki eksi elektriği alan toprak, çocuklarımızla yapacağımız bitki yetiştirme çalışmaları sırasında, biz hiç farkında olmadan, ruhlarımızın rahatlayıp huzur bulmasına da yardımcı olacaktır. Ayrıca, “bu bitkinin sana ihtiyacı var, eğer onu sulamazsan, yaşayamaz” diyerek, o bitkiyle ilgili sorumluluk yüklediğiniz öğrenci, hem kendini değerli hissedecek, hem önemli bir görevi yapıyor olmanın hazzını yaşayacak, hem de kendisine ihtiyaç duyan bir zayıfa yardımcı olmanın sevabına kavuşacaktır. E tabi, yeryüzünün yeşillenmesine katkıda bulunması, yetiştirdiği o güzel bitkilere bakan insanların gönüllerinin genişlemesine sebep olması da cabası Kim, mis kokulu güzeller güzeli bir çiçeğe bakar da huzur duymaz ki? Ve kim, taptaze bir salatalığı dalından koparıp yemek istemez? ![]() Hayvan Besleme Ve işte geldik, son fen ve tabiat çalışmamıza. Bitki yetiştirmede olduğu gibi, hayvan beslemede de esas amacımız, mesuliyet duygusu gelişmiş, merhametli ve yardımsever insan sayısını artırmaktır. Bir sınıf ortamında, hangi hayvanlar beslenebilir? Su kaplumbağası, akvaryum balığı ya da bir yavru kedi olabilir. Muhabbet kuşları da evlerde sıkça rastladığımız hayvanlardandır ama, doğrusu, kuşların o özgürlük seven fıtratlarıyla, kafes içinde kuş beslemek düşüncesi, tam bir tezat teşkil ediyor. O halde, biz bütün kuşları kafeslerden çıkaralım ve hayvan besleme çalışması için, sadece yukarıda saydığımız hayvanları düşünelim. Bir kumru, bir güvercin penceremize konar da, karnım aç, der gibi bakarsa, elbet ekmek verelim, ama kuşlara esir muamelesi yapmak, onları yapılarına uygun olmayan bir yaşam tarzına zorlamak, bize yakışmaz. Kuşlar uçmalı… Eğer öyle olmasaydı, kanatsız yaratılırlardı. Bir bahçeniz varsa, o zaman besleyebileceğiniz hayvan çeşidi de artar. Böyle bir durumda, kendilerine ait bir kümesleri olmak kaydıyla, tavuk, tavşan, köpek, hatta küçük bir havuzunuz da varsa, ördek bile besleyebilirsiniz. Kırsal bölgelerden birinde görev yapıyorsanız ve barındırabileceğiniz bir yeriniz de varsa, birkaç kuzu bile ağırlayabilirsiniz. Hayvan sevgisinin gelişmesi, hayvanların insanlara duyduğu ihtiyacın fark edilmesi, hayvanların da hakları olduğunun hatırlatılması, onlara merhamet ve ilgiyle yaklaşmanın sevap olduğu şuuruna varılması gibi birçok kazanç, bu çalışmayla mümkün olur. Zaman zaman hayvanat bahçelerine ya da mümkünse çiftliklere gezi düzenleyip, öğrencilerinizin bu konularda daha çok tecrübe sahibi olmalarına ön ayak olun. Hayvanların hassasiyetleri, yaşam şekilleri gibi konularda bilgiler verin. Zira ne kadar çok eser tanırlarsa, müessiri de o kadar iyi tanırlar. ![]() Empati Çalışmaları Son derece eğitici olduğu gibi, eğlendiren bir çalışma da empati çalışmalarıdır. Bu çalışmayı, on iki yaşa kadarki guruplarda kesinlikle uygulamanızı tavsiye ederim. Bu çalışmada amaç, çeşitli duyguların, yüzümüze nasıl yansıdığını göstererek, karşısındakini anlayabilmek yolunda, öğrencilerimize bir adım da olsa attırmaktır. Eğer daha büyük yaşlarda öğrencileriniz var da, o güne kadar hiç böyle bir çalışmayla karşılaşmamış iseler, o zaman, empati çalışmalarını onlarla da yapın. ![]() Bu çalışmayı, okulöncesi guruplarda ve defter üzerinde başlatıyoruz. Diğer tüm yaş guruplarında da, eğer ilk çalışmanızsa, aynısını yapın. Önce bir satırlık, sonra iki satırlık, sonra üç ve en sonunda da dört satırlık daireler çizdirerek başlayın. Daire dört satırlık olunca, artık içine duygu ifadelerini çizmeye başlayabilirsiniz. Uslu çocuk, üzgün çocuk, neşeli, kıskanç, öfkeli, çekingen, kibirli, kendinden emin, suçlu çocuk….. Bu çeşitli yüz ifadelerinin her birini, çocukların da çizmesini sağlayın. Sonraki aşamada, her bir duyguyla ilgili sorular soracağız. Mesela neşeli çocuk için, şu soruları sorabilirsiniz: Bu çocuk ne hissediyor? Ne oldu da böyle neşelendi acaba? Seni neler neşelendirir? Neşelenince ne yaparsın? Sen neşeliyken, bir arkadaşın çok üzgünse nasıl davranırsın? Sen çok üzgünken, bir arkadaşın çok neşeliyse nasıl davranırsın? Bu ve benzeri soruları, her bir duygu için çocuklara sorarsınız. Okulöncesi guruptakilerin cevaplarını, veliler yazar. Diğer yaşlar, bu işi kendileri de yapabilirler. Aşağıya, konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, çalışmayla ilgili bazı resimler aldık. Sırasına dikkat ederek inceleyin lütfen. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Zan Çalışmaları İnsanoğlu kendisine, “zannın çoğundan sakınmak” tavsiye edilmesine rağmen, genellikle zanlarını bilgi gibi konuşturur. Bu sebeple de çokça yanılır ve yanıltır. Kesin bir bilgiye ve delile dayanmadığı halde, kişiler ve olaylar hakkında yorum yaparak konuşmak, en büyük ve yaygın zaaflarımızdan biridir. Ön yargılarımıza çokça güvenerek yaptığımız nice yorumun yanlış çıktığını, ön yargılara takılarak verdiğimiz nice kararın da isabetsiz olduğunu görmüşüzdür ama her nedense zan yürütmekten temelli kurtulmayı denemek hususunda, birçoğumuz tembelizdir. Zan çalışmaları, küçük yaşlardan itibaren, ilk görünene aldanmamayı ve çabuk karar vermemeyi öğretir. Bu çalışmaların, her yaş gurubu için son derece elzem olduğuna inanıyorum zira, bazen hüsn-ü zannımıza, bazen de su-i zannımıza takılıp kalarak, çokça hata ediyoruz. Faaliyetin amacı, zanlarıyla hükmetmeyen, zanlarına göre hareket etmeyen uyanık, düşünceli ve tedbirli bir nesli imar etmektir. Bu çalışmayı, çeşitli resimler yardımıyla yaparız. Zan çalışması için, kendiniz de malzeme hazırlayabilirsiniz. Uygulama şu şekilde yapılır: Öncelikle, bir objenin çok yakından çekilmiş bir fotoğrafı gösterilerek, “bu nedir?” sorusu sorulur. Çocuklardan bazı cevaplar alındıktan sonra, aynı objenin, biraz daha uzaktan çekilmiş ikinci fotoğraf gösterilerek, aynı soru tekrarlanır. Aşama aşama objeden uzaklaşarak çekilmiş her bir resim gösterilerek, ardından her biri için yine, “bu nedir?” sorusu sorulur. Objenin ne olduğunu açık ve net gösteren son resimler, ilk resme bakarak yorum yapanların, çoğunlukla yanıldıklarını gösterir. Aşağıdaki resimler, çalışma hakkında daha iyi bilgi sahibi olmanıza yardım etmesi ümidiyle sıralanmıştır: ![]() ![]() İlk çalışmalarda genellikle, birinci resim için kendinden emin yorumlar yaparken, sonraki çalışmalarda öğrencilerin, ilk resimle ilgili daha dikkatli ve tedbirli davrandıklarını göreceksiniz. Yukarıdaki örnekte, ilk resme bakarak, objenin bir kitap olduğunu bilmek, zor… Diğer tüm zan çalışmalarında da buna benzer bir durum söz konusu olacağından, her çalışma, çocukların biraz daha zorlanması, yani “zanlarla hükmetmemek gerekir” şuurunu geliştirmesi anlamına geliyor. NEDEN FEN VE TABİAT ÇALIŞMALARI YAPMAMIZ GEREKİR? ÇÜNKÜ: -Gözlem ve deneyler yoluyla öğrenilen bilgi daha kalıcı olur. -Düşünmeye dayalı çalışmalar, hem beyni, hem de fikir ufkunu geliştirir. -Öğrencilerimizi araştırmalara teşvik eden bir çalışma tarzı, bilgilerin hep hazır sunulmasından çok daha faydalıdır. - Çeşitli kavramlarla ilgili bilgi, anlayış ve görüş sahibi olmak, bu çalışmalarla mümkündür. -Duyguları tanıma, çeşitli duyguların yüzümüze nasıl yansıdığını fark etme, insanların çeşitli hisleri karşısında isabetli tavırlar sergileyebilme gibi beceriler, empati çalışmaları ile gelişir. -Toplu film seyirleri sırasında, sosyal bir gurupta nasıl davranılması gerektiğiyle ilgili eksikler tamamlanır. -Bitki ve hayvanların dünyalarına dair çeşitli bilgiler, bitki yetiştirmeye ve hayvan beslemeye dair birçok incelikler, kendisi dışındaki varlıkların da merhamete ve ilgiye muhtaç olduğunu fark edebilme gibi güzellikler, bu çalışmalarda kazanılır. -Zanlarına göre hüküm vermekten kaçınan, tedbirli, dikkatli ve uyanık insanlar yetişmesi, bu vesileyle saplanır. -Bilmediğini bilen, şuurlu bir neslin imarında, fen ve tabiat çalışmaları bir bütün olarak son derece etkilidir.
| ||
[ NELER YAPABİLİRİZ? sayfasına geri dön. |
Çocuk Eğitimi Ana Sayfasına Geri Dön. | ] |























