| MÜZİK FAALİYETLERİ MÜZİK FAALİYETLERİ Bünyesinde ritm barındıran her ses, müziğin bir parçasıdır. Ses çıkaran her malzeme de, bizim için bir enstrümandır. Çakıl taşları, ellerimiz, kalemler, tahta çubuklar, musluktan damlayan su ve daha neler neler… Müzik bu manada, insanoğlunun vazgeçilmezlerindendir. Zira ses, hele de ahenkli ses, etki gücü sebebiyle, her zaman insanoğlunun en güçlü silahlarından biri olmuştur. Allah’ın Kur’ana lutfettiği ses ahengi ve Kur’an okunurken, sadece imanlı insanların değil, nice imansız insanın da etkilenivermesi, hatta meleklerin okunan Kur’anı dinlemeye koyulması, tüm varlıkların ahenkli sese meftun olduğuna bir delil değil de nedir? Minarelerden günde beş vakit duymakta olduğumuz ezan, uhrevi bir ezgiye benzer. Nitekim bu yönüyle, kimi kulakları tırmalayan, kimi gönülleri sekinete erdiren, sırlı bir tesir taşır. O halde, müziksel unsurların, hem eğlenmek, hem dinlenmek, hem hislenmek adına, kayda değer bir yardımı olduğunu inkar edemeyiz. Üstelik hareketli, tempolu ve ahenkli yönü sebebiyle, müzik unsuru her zaman çocukların dikkatini çekmiş ve onların ilgi alanlarına girmiştir. Radyoda hareketli bir parça çalsa, henüz yürümeye başlamış olan küçük bir çocuğun bile, seslere uygun hareketler yapmaya başladığını görürsünüz. Hatta dini içerikli bazı toplantılarda, temposu hızlı bazı ilahiler söylendiği ya da dinlendiği vakit, çocukların çoğunu, ayağa kalkmış oynarken ya da tempoya uygun sağa sola salınır veya el çırparken gördüğünüz çok olmuştur. Hasılı ritim, çocuklar için çekici bir unsurdur. Yetişkin insanların da, müzikten benzer bir şekilde etkilendiklerini söylersek, yanılmış olmayız. Bir çocuğun müziğe verdiği tepki, genellikle refleks gibi istemsizdir ve gayri ihtiyaridir. Fakat bir yetişkinin tepkisi, artık refleks olmaktan çıkmış, bilinçli ve istekli bir tavra dönüşmüştür. Elbette inançlar, yetişme tarzı ve zevkler, her yetişkinin müziğe bakış açısını ve ondan etkilenmesini farklı kılar. Şu da bir gerçektir ki müzik, olumlu ve olumsuz etkileriyle, hayatımızın çok önemli bir bölümünü kuşatmış durumda. Çocukların, gençlerin ve yetişkin insanların birçoğunu, işini yaparken, ders çalışırken ya da dinlenirken, müzik dinler halde bulursunuz. Eğlence yerlerinde, düğünlerde, törenlerde, dükkanlarda, marketlerde, dolmuşlarda, taksilerde… sürekli çeşitli müzik yayınladığına şahit olursunuz. Günün önemli bir kısmını televizyon başında geçirmeye alışkın halkımızın en devamlı alışkanlığı müzik dinlemektir dersek, yanılmış olmayız. Konuşmaya yeni başlamış bir çocuğun, günün popüler şarkısını, kendi lisanınca söylediğine, sokaklarda çocukların oyunlarını güncel şarkılar eşliğinde oynadığına, okullarda müzik derslerinde öğretmenlerin, sesi güzel olanlara günün hit şarkılarını söylettiğine ya da birinin diğerine sevgisini ya da nefretini iletmek adına şarkı bestelediğine şahit olup durduğumuz bir dönemdeyiz. Şehevi unsurlar da, uhrevi unsurlar da, müzik yardımıyla, etkili bir şekilde aktarılıp duruyor. Toplumsal sorunlara, güzelliklere ya da hayırlara, şarkılarla dikkat çekmeye çalışan besteci ve şarkıcılar bulunduğu gibi; bu işi sırf para kazanmak, şöhret olmak, heva ve heveslerini gidermek adına, üstelik gençliğe çok çirkin örnek olmayı da kabul ederek, sefilce yapan kişilerin varlığını da hergün müşahade ediyoruz. Yani müzik, çok yapıcı bir unsur olabileceği gibi, çok yıkıcı ve zararlı bir unsur haline de dönüşebiliyor. Bir bıçağın fonksiyonu nasıl kendisini tutan ele göre değişiyorsa, müzik de aynı bunun gibi… Önemli olan, müziğin, tüm diğer insani etkinlikler gibi, yine insanlığın yararına kullanılması ve en güzel şekilde değerlendirilebilmesidir. Bu demek oluyor ki, müziği ve insanlar üzerinde nasıl da etkili olduğu gerçeğini kabaca reddetmek, doğru bir yaklaşım değildir. Bu etkiyi, en hayırlı şekle dönüştürebilmek, bizim esas amacımız olmalıdır. Örneklerini Osmanlı döneminde gördüğümüz üzere, tedavi amaçlı bile kullanılabilecek böyle bir nimetin, kesin ve net bir şekilde reddi, akıllıca bir davranış olmasa gerektir. Bu bağlamda, çocuk eğitiminde çeşitli müzik çalışmalarına yer verilmesi, hem çalışmalarınızı canlı, cazip ve çekici kılacak, hem de, müzikle nasıl da eğlenceli öğretim yapılabildiğini görerek, işinizin kolaylaştığını fark edeceksiniz. Kendi adıma, yıllardır devam etmekte olan eğitim çalışmalarımızda, bunun sadece faydasını gördüğümü ifade etmeliyim. Kainattaki her varlığın Allah’ı zikrettiği gerçeğini ve bir musluktan damlayan suyun sesinin dahi, ritm barındırması hasebiyle, müziğe dahil olduğunu söylemek lazım. Son olarak, bir günlük programda, müzik çalışmalarına en az 10 – 15 dakika ayrılması gerektiğini söyleyip, çocuk eğitiminde müzik faaliyetlerinin ne şekillerde kullanılabileceğine ilişkin, alternatif fikirlere geçelim: Müzik eserleri dinleme Her yaş gurubunda uygulanabilecek bir faaliyettir. Yaş gurubuna uygun, sözlü ya da enstrümantal müzik eserlerinin, çocuklara dinletilmesidir. Bu çalışmada en çok dikkat edilmesi gereken, eserlerin sözleridir. Eğer, ahlaksız, çirkin sözler içeriyorsa, elbette o şarkıyı çalışmanıza almazsınız. Öyle şarkılar vardır ki, içinde bir tane bile anlamlı mesaj, ya da güzel söz bulunmaz. Bu hususta çok iyi bir elek olmak, çocuklara kaliteli eserler dinletmek gerekir. 4 – 6 ve 7 – 9 yaş guruplarında çocuk şarkılarına veya çocuklar için hazırlanmış olan ilahilere yer verilebilir. Daha büyük yaş guruplarında ilginin genel olarak pop müziğe kaydığını görüyoruz. O halde, çocukların ve gençlerin genel olarak tercih ettikleri şarkıcıları ve şarkılarını tanımakta fayda var. Çünkü bu, öğrencilerinizi yönlendirmeniz ve onlara bu şarkıları dinlerken farklı bir bakış açısı kazandırabilmeniz için gereklidir. Zaten, bazı şarkılar, gerçekten çok güzel mesajlar vermekte. Hatta bazıları, sanki birer ilahi gibi… Aslında bir müzik eseri dinlerken önemli olan, sizin kulaklarınızı neye ayarladığınızdır. Genç öğrencilerimizle yapacağımız bir müzik dinleme çalışması için, güzel bir ilahi seçmiştim. Onlara, tövbe etmekten ve nasuh tövbesinden bahsettiktan sonra, “şimdi size, bir tövbe-i nasuh ilahisi dinleteceğim” demiş ve kendilerine “Kuzu Kuzu” adlı şarkıyı söylemiştim. Bu şarkıyı benden duymak, onları şaşırtmıştı. Çünkü onlar bu sözleri hep Tarkan’dan duymaya alışkınlardı. Üstelik kim ne derse desin, hepsi de bu şarkıcıyı bir şekilde dinlemeye devam ediyordu. O günkü çalışmanın ardından, artık diğer şarkıları dinlerken de, benzer bir kulak ayarı yapmaya başladıklarını anlattılar. Sadece yakışıklı bir delikanlıya ya da güzel bir kıza yazılmış bir aşk şarkısı olarak değil, bir kulun, pişmanlık ve sığınma duyguları içinde Rabbine yakarışı olarak dinlediklerinde, çok farklı manalar duydular. Herkesin sıradan bir şarkı olarak dinlediği nice şarkının, çok anlamlı birer ilahi olduğunu, bizler de fark edebiliriz. Kuzu Kuzu adlı şarkının, tövbe-i nasuhla olan bağlantısını merak edenler, elbette kısa bir araştırma ile sözlere ulaşırlar. Müzik dinleme faaliyeti, öğrencilerinizin bakış açısını geliştirecek ve “dinliyormuş gibi görünmekten” “esas dinlemeye geçmelerine” yardımcı olacaktır. Sizin rehberliğinizle, bir şarkıda, bir ilahide, enstrümantal bir müzikte, başkalarının duyamadığı söz ve sesleri duyabilir hale geleceklerdir. Eseri bizzat sizden dinleyebilecekleri gibi, bir kaset çalar ya da bilgisayar yardımıyla, orjinal kaydından da dinleyebilirler. Meşru ortamınızda, bazen hareketli bir müzik eşliğinde hoplayıp zıplayarak deşarj olmalarına, bazen yavaş bir müzik eşliğinde dinlenip düşünmelerine fırsat vermeniz de iyi olur. :) ![]() Müzik eserleri seslendirme Geçen yıl okulöncesi yaştaki öğrencilerimden biri, şöyle demişti: “Öğretmenim, ben bir şarkı biliyorum ama söylemem, çünkü çok ayıp” Bu şarkının hangisi olduğunu merak ederek, söylemesi için ısrar ettiğimde, “İsyankar” adlı şarkıdan, kendisine ayıp gelen sözleri söylemeye başladı. Nakarat şöyle: “İstersen dağlar dağlar, Yerinden oynar oynar, Sabırsız kalbim bir tek, Aşkına isyankar” Tam da bu son kısmı söylerken, “işte burası ayıp” dedi. “Neden?” diye sorduğumda, “aşk” diyor öğretmenim cevabını verdi. Bunun üzerine öğrencileri yanıma aldım. Tam karşımıza da bir rulo peçete koydum. “Hadi, beraberce peçeteyi çağıralım bakalım, gelecek mi” dedim. Çağırmaya başladık: Peçeteee! Gel canım! Peçete, lütfen buraya gelir misin? Peçeteee sana diyoruz duymuyor musuunn! Bak buraya gel yoksaaa! Hiç peçete yerinden kalkar da gelir mi çağırılınca, gelmedi elbet. Bunun üzerine, çocuklara şunu sordum: Çocuklar, bakın bir peçeteyi bile yerinden oynatamadık. Sizce, dağları yerinden oynatabilir miyiz biz? “Hayır” dediler hep bir ağızdan. O halde, istersen dağlar, yerinden oynar, derken bu şarkıcı, kime diyor olabilir? Çocuklar yine beraberce “Allah’a!” Peki aşk çok, ama çok sevmek değil midir? Evet! E peki Allah’a aşık olmanın ayıp bir tarafı olabilir mi? Olamaz! O halde bu şarkıda biz, Allah’a olan büyük sevgisini, yani aşkını söylemekte olan birini dinlerken, nesi ayıp olsun ki? Hem aşk pek güzel, pek mukaddes bir duygudur, ayıp değil ki… Size, şarkı söyleme çalışmalarından birinde yaşadığım bir tecrübeyi aktardım. Gördüğünüz gibi, yetişkinler için yazılmış şarkıları sadece yetişkinler dinlemiyor. Her yaştan çocuklar da bu şarkıları takip ediyor ve söylüyor. Anlamını hiç bilmeden, cinsel içerikli şarkıları da mırıldanıp duran çocuklarla karşılaşmışsınızdır. Madem ki çocuklarımız, taklide bunca meyyal, onların önüne, seviyeli sözlere ve kaliteli bir içeriğe sahip eserler çıkartmak zorundayız. Bir eğitim faaliyeti olarak müziği kullanırken, elbette sınırlarımızı çok iyi korumamız gerekir. Yaş seviyesine uygun şarkılar, ilahiler, marşlar, türküler ve diğer müzik eserleri, seslendirme çalışmasında malzememiz olabilir. Çocukların, özelliklere sözlere dikkat ederek, bilinçli bir seslendirici olmalarını sağlamalıyız. Her şarkının söylenmeye değer olmadığını, ahlaksız mesajlar içeren şarkıların elenip atılması gerektiğini anlatmalıyız. Bunları anlatmak için uğraşmamız gerek, çünkü çocuklar ve gençler, büyük bir ilgi ve sevgiyle dinlemekte oldukları bu şarkılardan, bizim bir sözümüzle vazgeçecek gibi görünmüyorlar. En iyi ihtimalle, bize duydukları saygı sebebiyle, dinlemez görünüp, gizli yerlerde dinliyorlar. Madem ki bunca düşkünler, o halde, seçici birer dinleyici ve seslendirici olmalar için rehberlik edelim. Elbette bir topluluk önünde şarkı söyleyebilmek, her öğrencinin harcı değildir. Bu, sosyal bir olgunluk ve cesaretle mümkündür. Demek ki bu çalışmayla biz, hem öğrencilerimizin yeteneklerini keşfedecek, hem de onlara, içlerinde gizlenip duran “kendini ifade etme gücü”nü nasıl kullanmaları gerektiğini göstermiş olacağız. Topluluk önünde bir şiirle, bir şarkıyla, bir hareket ya da konuşmayla var olabilmek, son derece önemli bir özelliktir. Zira yarının hatipleri, eğitimcileri, siyasetçileri ve tebliğcileri, bugün bu çalışmalarla kendini geliştirip olgunlaşmış çocuklardan çıkacaktır. ![]() Tabiattaki sesleri dinleme ve yorumlama İşte pek zevkli ve eğitici bir başka müzik faaliyeti. Bu çalışma öğrencilerimizin çevrelerindeki bir çok sese dikkat etmelerine, günlük hayatta duymazdan geldikleri ya da duyup önemsemedikleri bir çok sesi durup dinlemelerine vesile olacak. Yapmamız gereken iki şey var. Birincisi: Gözlerini kapatarak, kulaklarını dikkatlice belli bir sese odaklamalarını sağlamak. İkincisi: Birkaç dakikalık dinlemenin ardından, her bir öğrenciden, neler duyduğunu ve bu ses ile neler hatırladığını anlatmasını istemek. Su dolu bir şişeyi sallayarak, kaşığı bardağa vurarak, kapı tıklayarak, bir kağıt parçası buruşturarak, ya da iki elinizi birbirine sürterek, çeşitli sesler elde edersiniz. Bu alternatifleri dilediğinizce çoğaltabilirsiniz. Yağmurlu bir sonbahar günü, sınıf penceresini açarak dışarıyı dinletmeniz de mümkün. Ne duyulur böyle bir günde? Rüzgar, yağmur sesi, belki araba kornası, yaprak hışırtısı, uzaktan gelen bir kuş sesi, insan sesleri….v.s. Bu çalışmada esas amaç, kulak kesilmek. Seslere konsantre olarak, dikkatli dinleme antremanları yapmak ve duyduğu sesle ilgili yorum yapabilme becerisini geliştirmek. Yaptıkları bu yorumlar sayesinde, çocukları tanımanız, onların hayal dünyalarını, korkularını ve tecrübelerini kestirmeniz, hiç de uzak bir ihtimal değil. İşte size yardımcı olacak bir uygulama örneği: -Öğrencilerinizden gözlerini kapatmalarını isteyin. -Kapı vurur gibi ama şiddetli bir tonda, elinizle masaya vurun. -Birkaç defa tekrarlayın ve bu sırada öğrencilerinizin, çıkardığınız sesle ilgili düşünmelerini isteyin. -Öğrenciler gözlerini artık açabilirler. -Şimdi sorun: Az önce duyduğunuz ne sesiydi? Size ne hatırlattı? Şimdi, yaptığımız uygulamalarda, öğrencilerden gelen bazı cevapları aşağıda bulacaksınız: -Birinin çok borcu varmış, alıcı kapıya dayanmış. -Bir çocuk köpekten çok korkmuş eve girmek istiyor, kapıyı çalıyor. -Ev hırsızın evi, polis kapıda. -Birinin canı sıkılmış, sinirini masadan çıkarıyor. -Çocuk okuldan yeni gelmiş, çok fena sıkışmış onun için kapıyı yumrukluyor. :) Bu ve benzeri çalışmaların, çocukların dünyaları hakkında size ne gibi fikirler vereceğini, tecrübe ettikçe daha iyi görecek, hem çok eğlenecek, hem de onları daha yakından tanıyacaksınız. Bir tek sesten, birçok mana duyabilmek, ancak bu çalışmayı çokça tekrarlamış çocukların başarabileceği bir iştir. Bu çalışmayla çocuklar, aynı ses için, farklı bir çok yorum yapılabildiğini görecek, farklı bakış açılarının bulunduğunu fark edecek ve böylece, hayata ve olaylara, geniş bir açıdan, farklı insanların da açısından bakabilecek seviyeye geleceklerdir. Hadi kolay gelsin :) Ritmik okumalar Şimdi de sıra ritmik okumalarda. Alternatif bir müzik faaliyeti olarak, her zaman kullanabileceğiniz bir çalışmadır. Aslında her şarkı bir ritmik okumadır. Fakat burada asıl söz edeceğimiz, salavat ve aşır okumaları… Yanı sıra, Esma - ül Hüsna’nın belli bir ritim eşliğinde sayılması, ezberi kolaylaştıran faydalı bir ritmik okuma olacaktır. Bu faaliyette önemli olan, öncelikle seçtiğimiz aşır ya da salavatı baştan sona bir kez bizim okumamızdır. İkinci seferde, kısım kısım okuyup, çocuklardan tekrar etmelerini isteriz. Üçüncü seferde ise, hatırlayanların bizimle beraber baştan sona kadar okumalarını isteriz. Böylece, hem toplu bir çalışma yapar, hem de bir ezbere vesile oluruz. Ritmik okumalar, elbette sesli çalışmalardır. Zira bolca talim yapmayı gerektirir. Beste denemeleri İşlediğimiz konuyla ilgili olarak, çocuklarla beraber bir ya da iki dörtlük yazıp bestelediğimizde, bir beste denemesi yapmış oluruz. İlk tecrübe ettiğinizde zorlanabileceğiniz, ama zamanla zevk alarak gerçekleştireceğiniz bir faaliyettir. Hele de güzel şarkı ya da ilahiler yazıp besteler, sonra da bunları diğer öğrenci ve eğitimcilerin faydalanabileceği bir eser haline getirebilirseniz, ne ala… Bu çalışmada ilk şart, güftenin de bestenin de, çocuklarla ortak hazırlanmasıdır. İkinci şart, yaptığınız besteyi bir kasete ya da bilgisayara kaydederek, kalıcı hale getirmenizdir. Unutmayın, size basit ya da saçma gelen bir çalışma, bir başkası için çok anlamlı ve önemli olabilir. O halde lütfen, öğrencilerinizle beraber meydana getirdiğiniz her eseri, değer vererek muhafaza edin. Zira başka hiçbir işe yaramasa bile, tatlı bir hatıra olarak, geleceğe uzanacaktır. Dikkat geliştirme çalışmaları Toplum, dinlemeyi bilmeyen ya da sevmeyen bir çoğunluğa sahip. Dinler gibi görünürken iç konuşmalar yapmak, konuşanı dinlemek yerine, konuşana cevap hazırlayan bir tavır içinde olmak, genel bir zaaf halinde, yaygınlaşmış durumda. Zaten, öğrenci ve yetişkinlerdeki öğrenememe durumunun en önemli sebeplerinden birisi de bu. Pek tabii ki dinlemeyen, öğrenemez. O halde eğitim çalışmalarımız sırasında, öğrencilerimizin, “dikkatini toplayarak dinleme becerisi”ni geliştirmemiz, son derece önemli. Ve işte dikkat geliştirme çalışmaları bunun için gerekli. Uygulamayı nasıl yapacağız? Şöyle: Öğrencilerimiz ayağa kalkacaklar. Biz, elimizdeki def, çubuk, ya da marakasla veya sadece el çırparak, bir ses gurubu oluşturacağız. Mesela: Pat pata pat pat pat pat pat! Ses bu, diyeceğiz, dikkatlice tekrar dinleyin: Pat pata pat pat pat pat pat! Bu sesi beş kere takrar ettiğim zaman, herkes yerine oturacak! 1- Pat pata pat pat pat pat pat! 2- Pat pata pat pat pat pat pat! 3- Pat pata pat pat pat pat pat! 4- Pat pata pat pat pat pat pat! 5- Pat pata pat pat pat pat pat! Beş seferin sonunda, dikkat etmeyip hala ayakta durmakta olan çocuk ya da çocuklar, çalışmayı dışardan seyredecekler. Kalanlar için yeni bir ses vereceğiz. Mesela: “Şap şap! Şapa şap şapa şap!” Tekrar ediyorum! : “Şap şap! Şapa şap şapa şap!” Ve komutu vereceğiz: Bu sesi dört kere tekrarladığımda, herkes başını sıraya koysun! 1- Şap şap! Şapa şap şapa şap! 2- Şap şap! Şapa şap şapa şap! 3- Şap şap! Şapa şap şapa şap! 4- Şap şap! Şapa şap şapa şap! Başarılı olan öğrenciler devam edecek, dikkat etmeyerek yananlarsa, çalışma dışı kalacaklar. Bu şekilde tek bir öğrenci kalana dek faaliyeti sürdürecek ve sonuna kadar gelmeyi başaran öğrencimize, tüm arkadaşları huzurunda, o günün, “özel dikkat ödülü” nü vereceğiz. Bu çalışmayı, bir şarkının ezgisini mırıldanıp, “hadi bu şarkının adını ve sözlerini hatırla” demek suretiyle de gerçekleştirebiliriz. Koro çalışmaları Gurup bilincine ulaşmanın, bir gurup olarak hareket edebilmeyi ve gurup içinde sorumluluk alabilmeyi öğrenmenin en kolay ve zevkli yollarından biri, koro çalışmalarıdır. Bir müzik faaliyeti olarak koro, farklı renkte ve tonda seslerin birbiriyle nasıl da bir araya gelebildiğini ve nasıl da ahenkle bir arada bulunabileceğini kanıtlar. Gerçi, tüm çabalarınıza rağmen, bazı çocukların, bu bütüne kesinlikle uyum sağlayamadığını görürsünüz. Bu, bazı insanlara, müzikle ilgili bir kabiliyetin bir lokmacık bile verilmemiş olmasından kaynaklanır. Zaten herkes, her konuda kabiliyet sahibi olacak diye bir şey de yok. O halde böyle çocukların, koro çalışmasındaki durumu ne olacak? Bunun gayet basit bir çözümü var: Bu çocukları, koronun seslendireceği şarkıları kağıtlara yazmak, ya da onların söyleyeceği şarkılara, marakaslar veya tahta çubuklarla eşlik etmek gibi görevler verebilirsiniz. Sesi güzel olmasa bile müzik kulağı kuvvetli olabilir öğrencinizin. O da yoksa yazısı güzeldir ya da insanları bir araya çabucak toplamak gibi bir yeteneği bulunabilir ve siz de onu, çalışmalarda öğrencileri toparlamak ve öğretmene “hazırız” haberini getirmekle görevlendirebilirsiniz. Şunu hiç unutmayalım: Güzel ses, doğuştan getirilen bir özelliktir. Sonradan zorlamayla ses güzelliği kazanılmaz. Sadece eğitimle, mevcut sesi en iyi şekilde kullanabilmemiz söz konusudur. Madem ki böyle, çocukları “senin sesin güzel, seninki kötü!” diye sınıflandırarak, gereksiz yere taltif ya da rencide etmek yerine, yapısına uygun bir görev vererek olgunlaşmasına destek olmak, eğitimciye yakışan en güzel tavırdır. Koro çalışmalarında asıl olan, bir guruba dahil olarak sorumluluk almak ve uyumlu bir eleman olmayı başarmaktır. Bu arada, marakas nedir, biraz bahsedelim: Marakas, ağzı kapaklı boş kutu ya da şişelere kum, çekirdek, taş gibi malzemelerin, farklı miktarlarda konulmasıyla elde edilen, ses çıkaran basit bir müzik aletidir. Yarısına kadar kum doldurduğunuz bir şişeyle, dibine azıcık kum doldurduğunuz bir başka şişe, farklı tonlarda sesler çıkartan iki marakas olur. Bunu, içine farklı miktarlarda su doldurarak da yapabilirsiniz. Çocuklar ellerine alır, söylenen ilahi ya da şarkının ritmine uygun hareket ettirirler ve böylece, sesleri hiç iyi olmasa bile, koroda görev almış olurlar. Marakas ve çubuklar eşliğinde söylendiği zaman, en bilindik ilahiyi ya da şarkıyı, hiç sıkılmadan söylediklerine şahit olursunuz. Bunun dışında, çocuklar arasından, flüt, def gibi enstrümanları kullanabilenlerden, bu şekilde istifade etmeniz de mümkün. Birbirine vurduğunuzda ses çıkartan, çocukların avuçlarına sığacak büyüklükteki çakıl taşları, metal ya da tahta çubuklar, kalemler, tahta ya da çelik kaşıklar da birer enstrümandır, unutmayalım. :) Aşağıda, Altın Çocuk korosunu, Hilal Tv deki stüdyo çekimleri sırasında görüyorsunuz. ![]() Koro çalışmalarından bahsedip de, “Koro” adlı filmi tavsiye etmemek olmaz. Orijinal adı “Les Chorıstes” ve bir Fransız yapımı olan bu filmi seyretmenizi, her birinize öneririm. NEDEN MÜZİK ÇALIŞMALARI YAPMAMIZ GEREKİR? ÇÜNKÜ: -Müzik, çocuk ve gençlerin en çok ilgisini çeken alanlardan biridir. -Müzik unsurunu kullanarak bir bilgi vermek ya da bir ezber yaptırmak, bazen çok kolay olur. -Hareketli bir çalışma olması sebebiyle, eğitim faaliyetlerine canlılık katar ve eğitimi monotonluktan kurtarır. -Saygıyla dinleme sorumluluğunun gelişmesine, saygıyla dinlenmenin hazzını yaşamaya vesile olur. -Bir ritim eşliğinde verilen bilgi, çok daha kalıcı olabilir. -Güzel sesli öğrencilerin keşfi, onların bu yönlerini kullanarak sosyal cesaret kazanmaları için gereklidir. -“Dinlemek” adlı fiili, en güzel şekliyle, müzik çalışmalarında tekrar tekrar tecrübe ederler. -Her zaman dinlemekte oldukları şarkıları, farklı bir bakış açısıyla dinleyebilecek, bir seste birçok mana duyabilecek olgunluğa kavuşurlar. -Öğrencilerin, bir guruba dahil olma ve uyumlu davranabilme ile ilgili güçleri, koro çalışmalarıyla gelişir. -Yeni eserler üreterek, özgüven hususunda da gelişme kaydederler.
| ||
[ NELER YAPABİLİRİZ? sayfasına geri dön. |
Çocuk Eğitimi Ana Sayfasına Geri Dön. | ] |






